| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

SEVDALARIM

Ekonomi,siyaset ve sosyal konular

Yazılar arşiv 12.2008 Other entries in 2008-12 resimler , videolar

TARİHTE ERMENİ KATLİAMLARI





BU SAFHAYA (özüre) YAVAŞ YAVAŞ GELİNDİ... SONRASIDA VAR UYANIN...

HRİSTİYAN BATI ''SOYKIRIM YOK'' DEMEYİ BİLE SUÇ KABUL EDERKEN, DİNDAR C.BAŞKANIMIZ BİZDEN; İHANET İFTİRA VE HAKARETİ ve İDDİALARI ''OLGUNLUKLA'' KARŞILAMAMIZI İMA ETMEKTE



DİNDAR OLDUĞUNU AFİŞE EDEN AMA KÖKENİN KONUŞULMASINDAN NEDENSE RAHATSIZ OLAN
Gül yeşil ışık yakmıştı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül önceki gün yaptığı açıklamada, Türkiye’de her türlü görüşün açıkça tartışılabilmesinin “devlet politikası” olduğunu belirterek, “Özür Diliyoruz” kampanyasına itirazının olmadığını ima etmişti. Başbakan Erdoğan ise girimi mantıksız bulduğunu belirtmişti. Erdoğan şunları kaydetmişti: Herhalde onlar böyle bir soykırımı işlemiş olacaklar ki özür diliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir sorunu yok.



Almanya´da Türklerin düzenlediği bir toplantıda Prof. Dr. Hasan Köni, "Ermeni meselesi" başlıklı bir konuşma yapmış ve şöyle demişti:
"Tehcir sırasında, yerinden olmamak için ´convert´olan yani Müslümanlığa dönen Ermeniler de var. Bunların kim olduğunu bilemiyoruz. Sayıları 300-400 bin kişi. Ayrıca dönmüş Museviler ve dönmüş Rumlar da var. Bunları maalesef Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşlarını rahatsız etmemek için açıklamıyor. Belki de devletin içinde de yüksek rütbeye gelmiş Ermeni kökenli dönmüş insanlarımız var."

***

Hrant Dink, bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına "Siz 1.5 milyon kişiden bahsediyorsunuz. Oysa ayni dönemde yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştu. Bunları neden dikkate almıyorsunuz?" diye sormuştu. Muhatabı da "Bu konunun gündeme gelmesi, davamıza zarar verir" cevabını vermişti.
Dink, bir yazısında Atatürk´ün manevi kızı Sabiha Gökçen´in yetim Ermenilerden olduğunu ve bu konuda elinde belgeler bulunduğunu yazmış ve kıyamet kopmuştu. Peki bu bilgiye ulaşan Dink, başka hangi bilgi ve belgelere ulaşmıştı. Acaba, Türkiye´de etkin noktalarda bulunan kaç kripto Ermeni vardı? Ve Hırant Dink´in öldürülmesinde, bu açıklamaların rolü var mıdır? Ayrıca, Hırant Dink´in bilgisayarının hard diski şu anda kimin elindedir?
K:Arslan BULUT





Türk'e ihya ettirilen, dönemin ihanet karargahı, simge Akdamar kilisesi..


Asala tarafından şehit edilen vatandaşlarımızdan bazıları..




90 lı yıllar hocalı katliamı.. Gözümüzün önünde yapıldı...........


Bosna - srebrenitsa daki soykırım sonrası açılan toplu mezarlar,
pAPANIN ve VATİKANIN BURNUNUN DİBİNDE HATTA GÖZETİMİNDE




..ve bir 29 Ekim Günü Teslimiyet imzası.. AB...

BU OLAYLARI BİZ 1999 YILINDAN BERİ ANLATMAYA ÇALIŞTIK

HAYDAR BAŞ 99 YILINDAN BU GÜNE " DİNİ ve MİLLİ BÜTÜNLÜĞÜMÜZE YÖNELİK TEHTİDLER "

" ERMENİ SOYKIRIM İDDALARINI RET VE ULUSAL BAĞIMSIZLIK MİTİNGLERİ "
   ''ALÇAKLARI KIRPIP KIRPIP AYDIN YAPMIŞLAR''
      Hoca Nasreddin’in fıkrasından ayın kırpılarak yıldız yapıldığını öğrenmiştik ama günün birinde alçaklardan aydın olabileceğini hiç düşünmemiştik.
Bir uğursuz, bir şom ağızlı terzi rastgele kesmiş ve alçaklardan güya aydın çıkarmış.
Halbuki adı üstünde alçak, çukur, ışıktan nasiplenemeyen ve aydınlığa kavuşamayan demektir.
Bir grup aydın Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatmışmış.
Kampanyayı başlatan isimlere yaklaşıyor bir de fark ediyorsunuz ki alçakların önde gidenleri.
Bir kere alçaklara aydın demek hem aydınlığa hakarettir hem de ülkenin gerçek aydınlarına hakarettir.
Kendi etnik kökeni ne olursa olsun, içinde yaşadığı topluma, ekmeğini yediği devlete ihanet edenlere dünyanın hiçbir yerinde aydın demezler, hain derler, işbirlikçi derler, çanak yalayıcı derler…
Küresel tefecilerin, haçlı emperyalizmin dört koldan saldırıya geçtiği, Türk’ün kurtuluş savaşında yediği tokadın intikamını almak için yeniden “haçlı seferi” ilan ettiği bir dönemde onların ekmeğine yağ sürecek, işlerini kolaylaştıracak davranışlarda bulunanlara, kale kapsını içerden açanlara tarihin her devrinde olduğu gibi bugün de sadece hain ve iş birlikçi denir.
Hain ve iş birlikçilerin matematiksel değerleri de rakamın solundaki sıfırlarla eş değerdedir.
Meselenin fikir özgürlüğü ile, demokratik tartışma ortamı ile falan bir alakası yoktur. Kimse kimseyi kandırmasın.
Onurlu–şerefli bir torun, dedesinin arkasından, salam–sümük küfredilmesi,heybe heybe iftira atılması karşısında; “bu bir demokratik tartışma ortamıdır” deyip susmaz,susamaz.
Dedesinin hatırasına sahip çıkamayan, dedesinin tertemiz izzet ve şerefinin lekelenme gayretleri karşısında suskun kalan torun, kendi torunlarının geleceğini de karartan sefil bir adam durumundadır.
Dedesine iftira atanlara “buyurun meydan sizindir” diyenler, gelecekte de bütün meydanları iftiracıların hizmetine sunacaklar demektir.
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
“Hepimiz Ermeniyiz” diyerek kitleleri sokağa dökenlerin gazetelerindeki baş yazarlar–boş yazarlar bugün bu alçakça kampanyanın öncülüğünü yapıyorlar.
Sizce bu bir tesadüf müdür?
Herkes aklını başına almalı ve net tavrını ortaya koymalıdır.
Paspas gazetelerine aboneliğini sürdüren hacım da artık ya dedesinden ya da alçaklardan yana tavrını belirlemelidir.
Bir adam, bir kurum, bir basın–yayın grubu hem haçlılara, Soroslara hem de vatana–millete hizmet edemez, birine hizmet ediyorsa diğerine ihanet ediyor demektir.
Alçakları kırpmış kırpmış yıldız yapmışlar.
Yerseniz.... Aziz Karaca...
TUNALIM...

EKONOMİYİ BİLEN LİDER LAZIM..


Sizce Türkiye’nin en temel sorunu nedir?
Terör mü?
Dışa bağımlılık mı?
Kıbrıs mı?
BOP mu?
Dinler arası diyalog ve misyonerlik mi?
Bence bunların hepsi sorun ama hiçbiri temel sorun değil.
Kanımca ekonomi en köklü sorunumuzdur.
Küresel kriz baş göstermeden önce de böyleydi.
Bundan dolayıdır ki, Türk milleti kararını çok yerinde belirlemeli.
Nedir o karar?
Türkiye’yi kimin yöneteceği kararı…
Bu karar o kadar önemlidir ki, uçurumun kenarında bulunan ülkemizin uçurumdan düşüp düşmeyeceğini bu karar belirleyecektir.
Atatürk’ten sonra dışarıdan ve içeriden işbirlikçilerin tüm uğraşılarına rağmen korunabilmiş üniter yapımızın paramparça edilip edilmeyeceğini de bu karar belirleyecektir.
Türk milleti bu kararı dosdoğru veremezse daha pek çok ağır faturayı ödemek zorunda kalacaktır.
Bu noktada hepimizin akıldan çıkarmaması gereken bir gerçek var.
Aradığımız liderde bulunması gereken en önemli özellik ekonomiyi gerçekten çok iyi biliyor olmasıdır.
Ama bilinmesi gereken ekonomiden kastım insanlığı bir krizden çıkamadan öteki krize mahkûm eden Kapitalist ekonomi elbette değildir.
Zaten Kapitalizm insanlığı memnun edebilmiş olsaydı ABD halkı bile bu sistemden yaka silkmezdi değil mi?
Bu bağlamda Türkiye’yi yönetecek olan lider, hem Kapitalizmin mahkûm ettiği çıkmazlardan kurtulmamız için bize yol gösterebilmeli hem de bir daha Kapitalizm gibi insanlık dışı bir sisteme veya onun benzerlerine mecbur kalmamak için bu milletin önüne yepyeni bir iktisadi anlayış koymalıdır.
Bu noktadan baktığımızda Türk milletinin ihtiyacı olan lider, Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal, Zeki Sezer, Erbakan, Numan Kurtulmuş, Devlet Bahçeli, Muhsin Yazıcıoğlu veya ötekileri değildir.
Bu liderlerin pek çok ortak yönü olduğunun yanında en önemli ortak yönleri ekonominin e’sinden bile anlamamalarıdır.
Ekonomiden anlamadıklarının en büyük delili bunlar arasından hasbelkader hükümet ya da hükümet ortağı olmuş olanların dönemine bakıldığında IMF’nin akıl hocaları olduğu görülmesidir.
Türkiye’ye gerekli olan ekonomi ilmiyle donanmış olan tek lider, –dünyanın farklı farklı ülkelerinden yüzlerce bilim adamının onayıyla– Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet–Milli Devlet tezlerinin sahibi BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’tır.
Prof. Baş’ın burada saymaya kalksak bitiremeyeceğimiz özelliklerinden belki de en önemlisi ekonominin üstadı olmasıdır. Zaten Türk milletine de bu gereklidir. Ekonominin kitabını yazmıştır, desek yanlış söylemiş olmayız.
O zaman ekonomiyi bilen bilim adamı kimliğine sahip BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türk milletinin önünde kurtuluş için yegâne seçenek olarak durmaktadır.
İnşallah milletimiz bu fırsatı kaçırmaz…

Orhan Dede--TUNALIM..

IMF, 'GEBERİN'; MİLLİ EKONOMİ MODELİ, 'YAŞATACAĞIM' DİYOR

flower-zh7wq

 

İşte IMF’nin “krizden çıkış” için Türkiye’den istedikleri:
* 2009 büyümen sıfır olacak. Bütçe harcamalarında 8 ilâ 10 milyar dolar kısıntıya gideceksin.
* Gıda, ilâç, tekstil ürünlerinde KDV’yi yüzde 18’e çıkartacaksın.
* Maaşlarında artışa sebep olacak personel reformundan vazgeçeceksin.
* Sağlık harcamalarında kesintiye gideceksin.
Bütün bunları yaptığında ben de IMF olarak ey Türkiye sana 19 ilâ 25 milyar dolar “faizli borç” vereceğim.. IMF’nin son 50 yıl içerisinde 19’uncu kez dayattığı ve hükümetin, “Krizden kurtulacağım” diye kabul ettiği bu şartlar kelimenin tam anlamıyla  “Türkiye’nin batırılması” ve “Türk halkının sefalete mahkûm edilmesi”dir.
Niçin böyle söylüyoruz?
Çünkü IMF Türk halkının eli para, kursağı yiyecek, hastası ilâç bulamasın istiyor. IMF şu günlerde gemi korsanlığı ile şöhret bulan Somali’de de benzer bir program uygulamıştı. Somali kendine yeterli bir ülkeydi. IMF girdi, Amerikan müdahalesi bekler hale geldi.
IMF vasıtasıyla ABD Somali’ye girecek.. Afrika petrollerine el koyacak. IMF Raunda’da, Brezilya’da, Peru, Bolivya ve Rusya’da yıkımlara sebep oldu. Ve IMF Yugoslavya’da kanın gövdeyi götürmesi sonuçlarını doğurdu.
IMF nereye girdiyse önce o ülkenin yer altı ve yerüstü servetleri yabancıların eline geçti, halk fakirleşti ve bir müddet sonra  oraya Batılı güçlerin askerleri ayak bastı. Nitekim 2004 yılı Nobel Ekonomi Ödülünü alan ABD’li profesör Edwvard Prscott, “IMF ve Dünya Bankası dünya ekonomisine faydadan çok zarar veriyor” diyor ve ekliyor:“IMF ve Dünya Bankası hükümetlerin dış politikalarını uygulamalarını sağlayan araçlar olarak faaliyet gösteriyor. Bu kurumların kriz halindeki ülkelere borç para vermesi, bir kokain bağımlısına uyuşturucu vermesinden farksızdır!”
Gerçek bu olduğu için Sayın Haydar Baş,  “IMF güdümündeki bir politika ile krizden çıkış imkânsızdır” diye bas bas bağırıyor ve bunun sebeplerini bir bir açıklıyor amma kulak veren hani?
Mutabakata varıldığında IMF Türkiye’ye 25 milyar dolar borç verdi, diyelim. Türkiye bu parayı ne yapacak?
IMF’nin direktifleri doğrultusunda fabrika sahiplerine verilecek. Yani çarçur edilecek ve Türkiye 25 milyar dolar borçlandığı ile kalacak.
Fabrika sahibine vermek parayı çarçur etmek midir?
Evet, öyledir. Diyelim ki stoklarında 150 bin ürün bulunan bir fabrika sahibine sen 10 milyar dolar verdin. O kişi parası olmayan Türk halkına bu ürünleri nasıl satacak? Avrupa’ya satması da mümkün değil. AB’nin en büyük gelir kaynağı Amerika’ya yaptığı ihracat. Amerika da ekonomik krizde. AB başta Türkiye olmak üzere bütün ülkelerden yaptığı ithalatta kısıntıya gidiyor.
Nitekim Türkiye’nin kasım ayı ihracatı tam yüzde 23 oranında düşmüş durumda.
Oysa Prof. Dr. Haydar Baş, para tepelerde çarçur edilmesin, tabana yayılsın. Herkese 500’er lira vatandaşlık maaşı bağlansın, diyor.
O zaman ne olur? Cebinde parası olan halk bir talep patlaması oluşturur, fabrikaların, imalathanelerin çarkları dönmeye başlar. Devlet de ekonomideki bu canlılıktan tahmin edilenin üzerinde vergi toplar ve bu vergilerle ülkenin âtıl kaynaklarını harekete geçirir.
Sayın Baş böyle söylüyor ve matematik olarak da verilen her 500 YTL vatandaşlık maaşının ve diğer sosyal yardımların bir yılda devlete dört-beş katı vergi olarak nasıl geri döneceğini bütün dünyaya ispatlamış bulunuyor. Bu sese niye kulak verilmiyor?
Hasan Demir:Yeniçağ gazetesi


Arslan Bulut'un Yazısı: Her vatandaşın cebine para koymak kimin politikasıydı?

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=6245

Hasan Demir'in Yazısı: Amerika, Rusya ve Çin, Haydar Baş'ın farkında

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=6251

MUTLAKA GÖZ ATMANIZI TAVSİYE EDİYORUM---TUNALIM...

Hayırlı Bayramlar.
Rabbim cümlemizi tekrarına erdirsin.

EN YÜCE HAKLAR ANNELERE

Bağımsız Türkiye Partisi(BTP)Milli Ekonomi Modeli’nde en yüce hakların kadınlara verildiğine dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Hayatım boyu anneme hizmet ettim. Ona olan sevgim, bütün Türk analarına olmuştur” diye konuştu.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Mersin’in Erdemli ilçesinde partisince düzenlenen programa katıldı. Mersin’in sivil toplum örgütü temsilcileri BTP Genel Başkanına Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan kendilerine yönelik projeleri nedeniyle plaket verdi. Prof. Dr. Haydar Baş’a ilk plaket Erdemli Engelliler Derneği Başkanı Hamdi Buruk tarafından sunuldu. BTP Genel Başkanı da yürüme engellilere tekerlekli sandalye hediye etti. Prof. Dr. Baş burada, “Huzurunuzda kardeşlerime teşekkür ediyorum. Biz hizmet mevkiine geldiğimizde onları hiçbir şeye muhtaç etmeyeceğime ben de söz veriyorum” şeklinde konuştu.

Her eve en az 4000 YTL girecek

Kendisine sunulan plaketlerin ardından Mersinlilere hitap eden BTP Genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Milli ekonomi modelinde yer alan plan ve projeleri anlattı. Milli Ekonomi Modeli’nde kadına büyük önem verdiklerini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş bizim iktidarımızda ev hanımları 500 YTLatandaşlık maaşının yanı sıra işçi statüsü verilerek maaşa bağlanıp emekli edilecek, doğum yapan her kadın 15 bin YTL doğum parası alacak diye konuştu. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Her ay 500 YTL babanın cebine, her ay 1000 YTl annenin cebine, varsa kızı–oğlu 250’şer YTL çocuk maaşı vereceğiz. Çalışan kişiler en az 2000 YTL asgari ücret alacak. Bir aileye en azından 4000 YTL maaş girecek.”

Çözümü milletle birlikte başaracağız

“Hayatım boyu anneme hizmet ettim. Ona olan sevgim, bütün Türk analarına, bütün insanlık analarına olmuştur. Onun için de tezimde dikkat ederseniz en yüce hakları kadınlara verdim” diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “bizim iktidarımızda ev hanımları 500 YTL Vatandaşlık Maaşının yanı sıra işçi statüsü verilerek maaşa bağlanıp emekli edilecek. Doğum yapan her kadın 15000 YTL doğum parası alacak diye konuştu. Prof. Baş şunları söyledi: “Ben ülkemin meselelerini çok iyi biliyorum. Ve ben bu problemleri çözmesini de biliyorum ve ben bunları çözerken de herhangibir ecnebi kaynağına müracaat ederek çözeceğime kesinlikle inanan bir insan değilim. Çözümü bu milletin içinden milletle beraber ortaya koyan bir anlayışa ve fikre sahibim. Onun için bizim görüşümüz milletin görüşüdür, bizim anlayışımız milletin anlayışıdır. Bu yerli, tamamen millete ait bir görüştür bir yaşayıştır.”

Kadınlara gerçek değeri Milli Ekonomi Modeli veriyor

Prof. Baş’ın konuşmasının ardından Erdemli Kadın ve Emek Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Nesrin Sorver BTP’nin parti programı haline getirdiği Milil Ekonomi Modeli’nde yer alan kadına yönelik projeler nedeniyle BTP genel Başkanı Prof. Dr. Baş’a plaket sundu. Plaketi sunduktan sonra bir teşekkür konuşması yapan Nesrin solver şunları söyledi: “Erdemli Kadın Emek Derneği olarak ben de Milli Ekonomi Modeli’nde kadına verilen değeri okudum. Gerçekten çok duygulandım. Sayın Prof. dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli kitabının mutlaka okunup, orada kadına verilen değeri tüm kadınlarımızın görmesi ve taktir etmesini diliyorum.”


TUNALIM
http://www.btp.org.tr/index.php?sayfa=icsayfa&sirano=1598