| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

SEVDALARIM

Ekonomi,siyaset ve sosyal konular

11 "ekonomi" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"ekonomi" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

SORUN ÜRETİMDE DEĞİL TÜKETİMDE

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, bugün Türkiye’de olduğu gibi dünyada üretim değil tüketim sorunu olduğuna işaret ederek, tüketimi harekete geçirecek formüllerin Milli Ekonomi Modeli’nde bulunduğunu belirtti.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bugün dünyada üretim değil tüketim problemi olduğunu vurguladı. AKP hükümetinin uyguladığı ekonomi programını değerlendiren BTP Genel Başkanı, iktidarın ekonomiyi canlandırmak için KOBİ’lere kredi vermek için çalışmalar yaptığını hatırlatarak, şunları kaydetti: “Diyelim ki verdiniz, ne olacak yani adam üretim yaptı, peki kime satacak malını? Bugün Türkiye’de üretim problemi yok. Dünyada üretim problemi yok. Problem millette yani tüketicide… İşçinin cebinde para yok, memurun, emeklinin, tarım kesiminin, orman köylüsünün, esnafın ve sanayicinin cebinde para yok. Tüketen bitti. Sen bu ekonomide yine üret. Ne olacak o zaman? Stoklar artacak. Stoklar arttığı zaman buna da büyüme derler, haberiniz olsun. Bunların büyüme dediği şey işte bu. Orada çürütecekler, ondan sonra zarar edecek. Tüccarların tamamı dökülecek.”

Yüzü gülen kesim yok

Ekonomide tekstilden otomotive, tarım kesiminden besiciliğe bütün sahalarda ciddi sıkıntılar yaşandığını hatırlatan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Ekonominin bütün alanlarında çöküşler yaşanıyor. Tarım çıkmaza girdi; hayvancılık, ormancılık ve madencilik bitti. Türkiye’nin en güçlü olduğu saha olan tekstil döküldü” dedi.

MEM’de incelikler var

Başbakan Erdoğan’ın kendi tezi olan Milli Ekonomi Modeli’nden aşırmalar yaptığına işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu konuda şu değerlendirmelerde bulundu: “Sayın Başbakan, İran’a ve Rusya’ya gidiyor ve benim projelerimi çalıp söylüyor. Ben sana dedim ki, ‘ben senden bir tek kuruş almam, partimi kapatırım, danışmanlık yaparım bu ülkeyi gel kalkındıralım’. Niye çalıyorsun o zaman? Sen ne anlarsın bu işten. İktisat tarihinde böyle bir tez olmadı. Milli paraların devreye girmesi görüşünü ilk defa biz gündeme getirdik. Yüce Milletim bunlara çok iyi dikkat etmeli, bunlar bu işi bilmez. Sonra Milli Ekonomi Modeli’nde çok enteresan incelikler var, hepsinin anahtarı bendedir.”

ABD’yi bitirecek formül

Rus bilim adamı Prof. Dr. Victor Minin’le geçen Ramazan ayında BTP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu’nun evinde görüştüğünü hatırlatan Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “Rusya bizim ekonomik modelimizi 3 yıllık kalkınma planına aldılar. Victor Minin bana şunu söyledi: ‘2005 İstanbul Kongresi’nde ABD çökecek demiştin. Sayın Genel Başkan o zaman sen doğru söyledin. ABD şimdi çökecek.’ Ben de dedim ki: ‘ABD’nin sistemi çökecek ama Amerika çökmez. O gece ona bunu izah ettim. Dünyada bu kadar enayi milletler varken niye batsın ABD. Kağıdı boyayıp, mührünü basıyor, para diye herkese veriyor. Onlar aldıkları istihbarata göre konuştuğu için ‘yok batacak’ diye ısrar etti. Konuşmamız birkaç saat sürdü. En sonunda Sayın Minin, ‘Sana bir soru soracağım’ dedim. Dolar Moskova’da geçiyor mu? ‘Evet’ dedi. İtalya’da, Türkiye’de, Almanya’da, Hindistan’da, Çin’de... Hepsine ‘evet’ dedi. ‘Bu kadar enayi millet varken, ABD niye batsın’ dedim. Birden durdu. Yapacağınız iş milli parayı devreye koymak ve doları piyasadan silmektir. Bunu yaparsanız Amerika çöker. Ve hemen gitti Putin’e anlattı. Çalışma yaptılar ve dediler ki, ‘milli paralar cinsinden ticaret yapma kararı’ aldılar. O günden sonra ABD’nin ayakları sallanmaya başladı. İstese de batacak, istemese de batacak. Ama biz Müslüman insanlarız, merhametimiz sonsuzdur, isterse onları da kurtarırız.

Biz bu işi çok iyi biliyoruz. Bizim kadrolarımız hazır. Sadece yüce milletimizin bu kadroyu tensip edip iş başına getirmesine kalmıştır netice. Ne kadar bunu geciktirirsek, musibetler o kadar fazla artacak. BTP iktidar olduğu gün sabahleyin güneş farklı doğacak. Anneler, çocuklar, yaşlılar, sakatlar 7’den 70’e herkes sevinecek. İlk aydan itibaren kadınlara, çocuklara, 74 milyon Türk vatandaşına hem vallahi hem billahi vatandaşlık maaşı vereceğim. Ve ben öyle hazineler çıkaracağım ki, siz bunlara bakar kör diyeceksiniz. Nasıl oldu da senelerce bu hazineleri bunlar görmediler, diyeceksiniz.”

TUNALIM....

KÜRESEL KRİZİN KÖŞE TAŞLARI

15 Eylül 2008'de dünyanın en eski ve saygın yatırım bankalarından biri olan Lehman Brothers'ın çöküşü küresel finans piyasalarında panik yarattı. Finans dünyasındaki sarsıntı kısa sürede küresel ekonomiyi de vurdu.

Lehman Brothers

Lehman Brothers'ın çöküşü borsaları alt üst etti

Çok sayıda ülkeyi resesyona iten kredi krizinin ilk sinyalleri aslında Lehman Brothers'ın batışından önce ortaya çıkmıştı.

9 Ağustos 2007 tarihinde Fransız bankası BNP Paribas'tan gelen kötü haberler, kredi bulmanın maliyetini keskin biçimde yükseltmiş ve finans dünyasını ilk kez durumun ciddiyetine uyandırmıştı.

Fakat uzmanlar, küresel ekonomiyi Büyük Buhran'dan bu yana görülmedik düzeyde sarsan kredi krizinin köklerinin bundan önceki yıllarda ABD'deki emlak piyasasında yaşanan aşırı borçlanmaya uzandığını düşünüyor.

2004 ile 2006 yılları arasında ABD'de faiz oranları yüzde 1'den yüzde 5.35'e tırmanınca, Amerikan emlak piyasası bir duraklamaya girdi.

Aldıkları konut kredisinin aylık geri ödemeleriyle faizler düşükken zar zor başa çıkabilen çok sayıda Amerikalı yükselen faizler karşısında konut borcunu ödeyemez hale geldi.

Amerikan bankalarının ve finans kuruluşlarının kredi geçmişi kötü olan ya da daha önce hiç borçlanmamış kişilere verdiği yüksek riskli konut kredilerinde rekor düzeyde bir çöküş kaydedildi.

Konut borcunu geri ödemeyen milyonlarca kişi evini kaybederken, aylık ödemelerden mahrum kalan banka ve finans kuruluşlarındaki sarsıntı hızla yayıldı, çünkü sözkonusu konut kredilerinin çoğunluğu borçların alınıp satıldığı bankacılık sisteminde elden elde piyasalara dağılmıştı.

Temmuz 2007

Yatırım bankası Bear Stearns, kendisine bağlı iki ihtiyat fonuna yatırım yapmış müşterilerine ya hiç ya da çok az para alabileceklerini itiraf etti.

Amerikan Merkez Bankası başkanı Ben Bernanke yüksek riskli konut kredilerinin batışının 100 milyar dolara malolabileceğini duyurdu.

Ağustos 2007

Fransız yatırım bankası BNP Paribas, iki fonunun yatırımcılarına paralarını geri alamayacaklarını bildirdi. Banka, ''piyasalardan nakit paranın tamamen kaçtığını'' söyleyerek fonlardaki varlığın değerini ölçemediğini belirtti.

Bankaların birbirleriyle iş yapmaktan çekindiğinin ilk açık göstergesi olan bu gelişmenin ardından Avrupa Merkez Bankası nakit akışını calandırmak için piyasalara 95 milyar euro pompaladı.

Wall Street

Bankalar tüketici kredisi vermekte çok ihtiyatlı davranmaya başladı

Eylül 2007

BBC, İngiliz Bankası Northern Rock'un İngiltere Merkez Bankası'ndan acil mali yardım talep ettiğini öğrendi. Bundan bir gün sonra bankanın müşterileri Nortern Rock şubelerine akın ederek 1 milyar sterlin çekti. İngiltere tarihinde bir asırdır görülmedik bu banka paniğini yatıştırmak için İngiltere hükümeti mevduat sahiplerine hesaplarının garanti altında olduğunu duyurdu.

Ekim 2007

Yatırım bankası Merrill Lynch'in yöneticisi, bankanın 8 milyar dolara yakın kötü borçları olduğunun açıklanmasının ardından istifa etti.

Aralık 2007

Amerikan Merkez Bankası, eşi benzeri görülmedik bir adım atarak önde gelen beş merkez bankasıyla bir araya gelir ve piyasalara milyarlarca dolar pompalamayı konuştu.

Ocak 2008

Dünya çapında borsalar, 11 Eylül 2001'den bu yana görülmemiş düzeyde değer kaybına uğradı. Dünya Bankası, ekonomik büyümenin 2008 yılında yavaşlayacağı uyarısında bulundu.

Şubat 2008

İngiltere hükümeti sorunlu banka Northern Rock'un kamulaştırılmasına karar verdi. Sanayileşmiş yedi ülkeyi temsil eden G7 grubunun liderleri, ABD'de emlak piyasasının çöküşünün tetiklediği kredi krizinin kayıplarının 400 milyar doları bulabileceğini söyledi.

Mart 2008

Amerika'nın beşinci büyük bankası Bear Stearns, rakibi JP Morgan Chase tarafından satın alındı. İngiltere'de ev fiyatlarının yıl sonunda düşüşe geçeceği tahminleri, ABD'deki emlak krizinin İngiltere'ye de atladığı beklentisini doğurdu.

İspanya'da iş arayanların oluşturduğu kuyruk

İspanya, işsizliğin en hızlı arttığı Avrupa ülkelerinden biri

Nisan 2008

Uluslararası Para Fonu IMF, kredi krizinin küresel kayıplarının 1 trilyon doları bulabileceğini ve hatta bunu aşabileceğini ilan etti.

Mayıs 2008

İsviçre bankası UBS, ABD'nin emlak piyasasında kaybettiği 37 milyar doların bir kısmını geri alabilmek için harekete geçti.

Haziran 2008

İngiltere'nin önde gelen bankalarından Barclays defterlerini düzeltmek için 10 milyar dolara yakın yatırım çekmek istediğini açıkladı. Körfez ülkelerinden Katar, bankanın yaklaşık 8'ine sahip oldu.

Temmuz 2008

ABD'nin en büyük iki kredi kuruluşu olan Fannie Mae ve Freddie Mac'i kurtarmak için yetkililer devreye girdi. Amerikan hükümeti, 5 trilyon dolar civarında konut kredisinin bağlı olduğu iki kurumun batmasına izin verilemeyeceğini söyledi.

Ağustos 2008

İngiltere'de ev fiyatlarında yıllık yüzde 10.5 düşüş gerçekleştiği açıklandı. Maliye Bakanı Alistair Darling bir gazeteye verdiği mülakatta ekonominin son 60 yılın en büyük kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Eylül 2008

Wall Street, yatırım bankası Lehman Brothers'ın son üç ayda 4 milyar dolara yakın zarar ettiği açıklamasıyla sarsıldı. Nafile bir kurtuluş yolu arayan Lehman Brothers yaklaşk bir hafta sonra krizin iflasa sürüklediği ilk büyük banka olarak kayda geçti.

Amerikan Merkez Bankası ülkenin en büyük sigorta şirketi AIG'i kurtarmak için 85 milyar dolarlık bir paket açıkladı.

Konut kredisi veren dev Amerikan şirketi Washington Mutual mali müfettişler tarafından kapatıldıktan sonra JP Morgan Chase'e satıldı.

Avrupa'nın bankacılık sektöründe yayılmayı sürdüren kredi krizinin kurbanı olan bankacılık ve sigorta devi Fortis kısmen kamulaştırılarak kurtarıldı.

ABD'de Kongre, bankaların kötü borçlarını üstlenmek üzere 700 milyar dolarlık bir mali paket üzerinde anlaşmaya vardı.

Borsa

Borsalarda gergin anlar

Ekim 2008

Almanya, en büyük bankalarından birini kurtarmak amacıyla 50 milyar euro tutarında bir paket açıkladı. İzlanda hükümeti, ülkenin ikinci en büyük bankasını kamulaştırdı. İngiltere hükümeti ülke tarihindeki en büyük kamulaştırma hamlelerinden birine imza atarak üç bankaya vergi mükelleflerinin milyarlarca dolar parasını aktardı. ABD'de faiz hadleri piyasaları canlandırmak için yüzde 1.5'ten yüzde 1'e indirildi.

Kasım 2008

Çin hükümeti ekonomisini canlandırmak için 586 milyar dolar tutarında iki yıllık bir kurtarma paketi açıkladı. Euro kullanan Avrupa Birliği ülkelerinin resesyona girdiği resmen doğrulandı. Bankacılık sektörü tamamen çöken İzlanda'ya İMF 2 milyar doları aşkın borç vermeyi kabul etti. Amerikan Merkez Bankası, finans sistemini rayına oturtmak ve ekonomiyi deflasyondan korumak amacıyla piyasalara 800 milyar dolar ek para pompalayacağını ilan etti.

Aralık 2008

ABD'nin resesyona girdiği resmen doğrulandı. İngiltere dahil Avrupa ülkelerinde faiz hadleri bir kez daha düşürüldü. ABD'de faiz hadleri rekor bir düzey olan yüzde 0.25'e çekildi. Bank of America 35 bin kişiyi işten çıkarmak zorunda kalacağını açıkladı.

Ocak 2009

Başkan Barack Obama Amerikan ekonomisini 'çok hasta' diye niteleyerek, durumun giderek kötüleştiğini söyledi. Resmen resesyona girdiği doğrulanan İngiltere'de faiz hadleri 315 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 1.5'e çekildi. Çin'in ihraç ürünlerinde son on yılın en büyük düşüşünün gerçekleştiği bildirildi.

Şubat 2009

İngiltere'de faiz hadleri yüzde 1'e dek indirildi. Başkan Obama, ''Amerikan tarihindeki en büyük ekonomik canlanma paketini'' imzalayarak yürürlüğe soktu.

Mart 2009

Amerikan Merkez Bankası yaklaşık 1.2 trilyon dolar kötü borcu satın alarak bankaların kredi verme olanaklarını iyileştirmeyi hedefledi.

Banknotlar

Piyasalara milyarlarca dolar para pompalandı

Nisan 2009

Londra'da düzenlenen G20 zirvesinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin liderleri küresel finans krizine önlemleri görüştü.

Mayıs 2009

ABD'nin en büyük üç otomobil üreticisinden biri olan Chrysler hükümetin baskısı altında iflastan korunma önlemleri aldı ve şirket varlığının büyük bölümü Fiat'a satıldı.

Haziran 2009

Petrol devi BP şirketi, 1993'ten bu yana küresel petrol tüketiminin ilk defa 2008'de düştüğünü açıklayarak küresel ekonomideki gerilemeye ışık tuttu. Japonya, 2009'un ilk üç ayında ekonomisinin rekor bir hızda küçüldüğünü ve üretimin yüzde 14.2 daraldığını açıkladı.

Temmuz 2009

Amerikan yatırım bankası Goldman Sachs ekonomi gözlemcilerinin tahminlerini şaşırtarak nisan ve haziran ayları arasında 3 buçuk milyar dolara yakın net kar ettiğini duyurdu. Bankanın çalışanlarına ayırdığı ikramiye rakamları eski sisteme geri mi dönülüyor eleştirilerini beraberinde getirdi.                  BBC NEWS..TUNALIM...

SOSYAL DEVLET-MİLLİ DEVLET

Prof. Dr. Haydar Baş
"İktisat teorisi, istatistik, matematik ve enformasyonun gerçek sentezi olan çalışmasıyla Profesör Haydar Baş’a da bir Nobel ödülü gerekecektir. Bunda milli sistemi ve modeli mühim rol oynayacaktır."
Prof.Dr. Goulnur BALTONOVA
Kazan Devlet Üniversitesi
Yeni bir iktisadi model: Milli Ekonomi Modeli
Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi; ve yine ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının yanı sıra iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmesinin formülüdür. Bu yönüyle Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının tek yoludur.

Sosyal Devlet Milli Devlet
Eseri okumak için : Milli Ekonomi Modeli tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
Sosyal Devlet / Milli Devlet'in "vatandaşlık maaşı projesi" başta olmak üzere ve Sosyal Devlet projeleriyle bizim yapmak istediğimiz, "millet için devlet" anlayışının yeniden hayata geçirilmesidir.
Milli Devleti, diğer sistemlerle kıyaslanamayacak kadar farklı bir noktaya taşıyan, tezin gayesine ve merkezine insanın konulmasıdır. Bu tez, Türk medeniyetinin bütün insanlığa hediyesidir.
Sosyal Devlet Milli Devlet
Eseri okumak için : Sosyal Devlet Milli Devlet tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
TUNALIM...

PROF. HAYDAR BAŞ VE MİLLİ EKONOMİ MODELİ

PROF. HAYDAR BAŞ VE MİLLİ EKONOMİ MODELİ

Bizim gibi millilikte iddialı olanlar bile popüler ya da yapay dalgaların etkisinde kalabiliyor.
İtiraf ediyorum Küresel Sistemin taşeronu ya da Truva atı Kemal Derviş’i tanıyor ve beraber yemek yemişliğim var da Prof. Haydar Baş Bey’i bir kez olsun görmüş ve de konuşmuşluğum yoktur.

Eflatun ve Gazali
Hayır bu tutumumda kasıt yok lakin yabancılaşma artık hücrelerimize kadar nüfuz etmiş durumda!
Bize Platon ya da Eflatun’u öğrettiler de, Gazali’yi ya da Rabbani’yi belletmediler.

Onun içindir ki bu ülke kamuoyu, küresel sistemin avantürleri olan Televoleci  iktisatçıları omuzlarda taşırken, Milli bir model sunan Prof. Dr. Haydar Baş’ı merak dahi etmemiştir.

Tanzimat’tan beri aşağılık kompleksiyle debelenen güdümlü hükümran zihniyet, kökleri ve teklifleri milli olana peşin hükümle uzak durmuş ve dahası onu  önyargı ile mahkûm etmiştir.

Laf aramızda biz de bu olumsuz etkileşim açığımızı kapatmak için birkaç gündür Prof. Baş’ın kitaplarını okuyoruz.

Milli Ekonomi Modeli adlı eserini yeni bitirdik.

Siyasal’da Makro, Mikro ve Uluslararası ekonomiyi okumuş biri olarak açıklıkla söylemeliyim ki Prof. Baş Hoca’nın kitabı fevkalade ilmi ve iddialı.

En önemlisi ütopik değil, gerçekçi.

İktisat Matematiği
İktisat matematiği kavramını bilime dönüştürmüş!

Gelirin adil bölüşümünden, istihdam sorununa çareye ve sürekli büyümeye kadar somut tez ve teklifler var Milli Ekonomi Modeli’nde…

Kitap mübalağasız yeni sömürgecilik anlayışına başkaldırı ya da küresel sisteme meydan okuyan bir kimlikte.

Sadece kapitalizmi değil, buyurgan ya da dayatmacı ekonomik yaklaşımları da reddediyor.

Devlet olgusuna saygı duyuyor ama devletin kaba değil, baba olmasının gereğine dikkat çekiyor.
Ekonominin manifestosunu tüketim ve talep yaratmaya endeksleyerek bazılarının yaptığı gibi hayali önermelerde bulunmayıp somut ve pragmatik çözümler teklif ediyor.

Milli Ekonomiye bağlı kalınarak sosyal devlet projesini de beraberinde sunuyor.

Doğrusu bu ya kitabı okuyunca neden olmasın deyip insanın umudu yeşeriyor.

Prof. Haydar Baş, sosyal proje bağlamında sağlam aile olgusuna da müthiş değer veriyor.

Dinci mi?
Dahası, bulunduğumuz coğrafya itibarı ile güçlü devlet ve ordunun olmazsa olmazlığına dikkat çekiyor.

İtiraf edeyim bu kitabı bugüne kadar  okumadığım için kendime bayağı bir kızdım.

Tam bu noktada bir parantez açıp Prof. Haydar Baş ile ilgili spekülasyonlar noktasında bir kaç şey söylemek istiyorum…

Diyorlar ki Haydar Bey dincidir.

Ankara’da büromda bizi ziyarete gelip saatlerce konuştuğum ve pek çok şeyi sorduğum arkadaşlarının verdiği görüntü dinci olmalarından ziyade samimi Müslüman olmaları şeklindeydi.

Bazıları gibi İslam’ı asla siyasallaştırmıyorlar.

Evet, inançlılar ama din’i asla araç gibi görmüyorlar.

En önemlisi emperyalizmin kucağında değiller.

Ne Vatikan’ın, ne AB’nin, ne de Arap vehhabisinin örtülü ödeneğiyle finanse edilmiyorlar!

Derin devletin adamı mı?
Bazılarınızın Prof. Baş için Türk derin devletinin tuttuğu adam dediğini duyar gibiyim ama emin olun öyle de değil.

Birincisi bu ülkede maalesef  Müslümanların gerçeği ve görevlisini ayırt edecek şekilde milli ve şuurlu bir derin yapı  asla yok, ikincisi ise o yakıştırmada kast edilen eğer Türk Silahlı Kuvvetleri ise o bakış da gerçeği yansıtmıyor.

Nereden mi biliyorum?

Prof. Haydar Baş Bey’in çıkardığı Yeni Mesaj Gazetesi Genelkurmaya akredite değil de ondan.

Evet, yanlış okumadınız. Prof. Baş’ın gazetesi TSK’nın rezervliler listesinde, bunu bizatihi Haydar Bey’in arkadaşlarından öğrendim.

Görüyorsunuz Prof. Baş ve arkadaşları tıpkı ülkücüler misali bu ülkede halkın vicdanının dışında hiç ama hiçbir yerden destek almıyorlar.

Ekonomist ve mütefekkir!
AKP ve Tayyip Erdoğan’ın isim zikrederek hedefe oturttuğu Prof. Baş ve arkadaşları AKP karşıtlarınca izlenmeye alınmalı ve dahası sahiplenmelidir.

AKP’nin panzehiri olan milli-muhafazakâr gurupların desteklenmesi  Türkiye’nin geleceği için hayat-memat gibidir.

Keza Merkez sağ’da Prof. Baş’ı kucaklamalı ve bu şekilde imajındaki gedikleri tamir ederek muhafazakârlık açığını kapatmalıdır.

Haydar Bey benim hükmüme göre klasik  bir din adamı değil milli bir ekonomist ve mütefekkir görüntüsünde... Öyle olduğu içindir ki Prof. Baş Türkiye’de kabul görmese de pek çok ülkede baş tacı ediliyor ve kitapları konferanslara konu oluyor…

Sabahattin ÖNKİBAR, Yeniçağ Gazetesi

sonkibar@gmail.com

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=9400


 

MİLLİ DEVLET TEZİ,21.ASRIN DEVLET MODELİDİR.


Her kültür ve her medeniyet, kendi değerlerinden yola çıkarak insana yorum getirirken; insana ait olan sosyal olayları da sahip olduğu bakış açısı ile değerlendirmiştir.

 “Devlet”e getirilen tarif ve yorum ise, bir bütün olarak sosyal olaylara, ekonomiye, hukuka, idareye, siyasete, çevreye, top yekun insana ve onunla alakalı olan olgulara bakış açısını ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda devletin piyasalarda ne kadar ve ne kimlikle yer alacağı, sosyal harcamalara bütçeden ne kadar fon ayıracağı, hangi oranlarda kimden vergi toplayacağı, vatandaşları ile arasındaki hukukun temellerinin ne olduğu ve hangi esaslara dayandıracağı, nasıl yönetileceği… vb. birçok sorunun cevabı, hep bir “bakış açısı”nı yansıtmaktadır. 21 asırda yaşıyoruz; ama yeryüzünde, eski asırlardan daha az kan akmıyor. 1.39 milyar insan, günlük 2 doların altında
gelirle yaşamak zorundadır.

Gelecekte karınlarını doyurup doyuramayacakları konusu, bireylerin en büyük kaygısı haline gelmiştir. Yeryüzünün hiçbir yerinde gerçek manada can güvenliği kalmamış; hergün binlerce insan, ya savaş ve işgallerden ya da cinayetlerden ölmektedir. İnsan hakları, özgürlük, demokrasi gibi “temel kavramlar”, belki de tarihin hiçbir döneminde bugünlerdeki kadar istismar edilmemişti…

Demokrasi adı altında ülkeler işgal ediliyor, insan hakları adı altında devletler etnik parçalanmaya tabi tutuluyor.
Öte yandan toplumlarda sınıflar arasındaki çatışma, yüz yılardan beri devam edeip gelmekte; işçi–işveren arasındaki mücadele, çözümsüzlük yumağı olarak insanlığın önünde durmaktadır. “Ekosisteme zarar verme” ve “çevreyi tahrip etme” hususunda adeta insanoğlunun üstüne bir varlık yoktur.
“Güçlü olan”ların artık “her zaman haklı” addedildiğine, özellikle haksız olduklarında bile “sanki daha çok haklıymış” gibi kabul gördüklerine; Irak’ta, Filistin’de ve dünyanın birçok yöresinde hukukun hiçe sayıldığına hep beraber şahit oluyoruz.

Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi /
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş


MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLER

Prof. Dr. F.R. Grabau / Magdeburg Üniversitesi–Almanya
“Belirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmaması”
formülünü destekliyorum

Almanya’da “Sosyal harcamalar bütçenin % 18’idir ve yetersizdir. Konumumuzu korumaya çalışıyoruz ama bu mümkün gözükmüyor. Almanya yüksek vergiler konusunda lider. Mali kurumlar güçlü vergi sistemini savunmaktadır. Bu da Alman vatandaşlarının yüksek vergilerin altında ezilmesi sonucunu doğurmaktadır.
Halbuki Prof. Dr. Baş’ın Sosyal Devlet–Milli Devlet tezinde, sosyal devlet projeleri çerçevesinde vatandaşa kaynak aktarılması isteniyor. Bu son derece doğru bir yaklaşımdır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modeli” tezinde ifade ettiği “belirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmaması” formülünü destekliyorum.
Prof. Dr. Haydar Baş çarpıcı son eseri, “Sosyal Devlet – Milli Devlet” ile devletlerin dış boyunduruğa girmeden kendi gücüyle nasıl ayakta durabileceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. 
Almanya için de modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’tan yardım istememiz gerekeceği kanaatindeyim.      TUNALIM...

EKONOMİK İDEOLOJİ


Her felâketin, her belânın terbiye edici, düşündürücü, yeni ufuklar açıcı bir tarafı bulunabilir. Küresel ekonomik krizde de böyle olmuştur. Bu kriz olmasaydı, birçok kimse liberalizmi, daha geniş anlamda Batılı ekonomik modelleri tartışmayacaktı. Nitekim tartışmıyorlardı. Temelleri sakat, kuralları tutarsız, birçok sorun karşısında çözümsüz ve çaresiz kalan bu modeller, kesin doğrular gibi kabul görüyorlardı. Şimdi ise sadece Batılı ekonomi modelleri değil, topyekün Batı medeniyeti tartışılıyor. Tartışanlar arasında o medeniyetin asıl sahipleri de var. İşte, işin ilginç ve önemli yanı burası. Küresel kriz sebebiyle Batılı ekonomistler, yazarlar, siyaset, bilim ve işadamları fikir beyan ettiler, halen  de ediyorlar.
Beyan edilen fikirler içerisinde en dikkat çekici ünlü milyarder James Goldsmith’inki oldu. Goldsmith şöyle diyor: “Tamamen değişen şartlara rağmen benimsemiş olduğu ekonomik ideolojinin geçerliliğini sorgulamayan medeniyetin kendi kendini yok etmesini seyretmek, ne kadar da şaşırtıcı bir şey”. Demek ki, bugüne kadar Batıda uygulanan ve dünyaya dayatılan ekonomi modelleri bilimsel ve evrensel gerçekler değilmiş, ekonomik ideolojilermiş. Dahası, Batı medeniyeti bunların üzerine bina edilmiş. Eğer bunlar çökerse –ki çöküyor- o zaman Batı medeniyeti de çökecektir. Burada akla şu soru gelebilir: “Peki, ideolojiler bilimsel ve evrensel değil mi?”. Hemen cevap verelim. Değil, ideolojiler, Batı dünyasında belli bir sınıfın, özellikle de egemen, sömürücü sınıfın gerçeğidir. Bu anlaşılınca Batılılar, ideolojileri bilimsel kılıflara soktular ve ardından da “ideolojiler öldü” diyerek toplumları kandırmaya çalıştılar, büyük oranda da kandırdılar.
Rahmetli Cemil Meriç, bu konuda şunları söyler: “İdeolojilerin zevali nazariyesi, dünyamızdaki ilerleme hamlelerini durdurmak için başvurulan son hile belki de. Kimse toplum yapısını değişiştirmeye kalkmasın diye, babadan kalma tutucu ideoloji yepyeni bir hüviyetle sahneye çıkarılmaktadır. Filhakika kalabalıkların ideolojilerden soğuması, kurulu düzenin çok işine gelmektedir ve tevekküle götüren bir soğuma. Tenkit zihniyetini boğan bir ruh iklimi geliştirmektedir”. (Bkz. Kırk Ambar, c.2, s. 299-300). Goldsmith’in sözleri, bu gerçeğin itirafı mahiyetindedir. Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu söyleyen Batılı yalnız Goldsmith değil. Aklı başında olan her Batılı bunun farkındadır. Bunlardan biri de BM İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Jean Ziegler’dir. Ziegler, küresel ekonomik krizin bir ‘medeniyet krizi’ olduğunu söylüyor.
Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu, küresel kriz çıkmadan, yıllar önce de söyleyenler  vardı. Meselâ, Fransız filozof Rene Guenon, Batı medeniyetinin sürekli kriz doğurduğunu ve çökeceğini haber verenlerdendir. Geunon, “Çağdaş Dünyanın Bunalımı” adlı eserinde şöyle diyor: “Bitecek olan bugünkü şekliyle Batı medeniyetidir. Batı medeniyetini dünyanın bütünü sayanlar, onun için kıyamet kopacakmış gibi telâşa düşüyorlar. Aslında bir devrin sonu bu, daha doğrusu kozmik bir devrenin. Mazide kavimler, ırklar, medeniyetler silinmiş tarih sahnesinden, silinecek de. Ne var ki, bu defaki kapsamlı, etkilerini bütün dünyaya hissettirecek bir değişiklik” (A.g.e., c.2, s. 443). Batı medeniyetin yıkılmasıyla, dünya yıkılmaz. Bir medeniyetin yıkılması, yeni bir medeniyetin müjdecisidir. İyi de, bu medeniyet hangi medeniyet olabilir?  Bu soruya cevap verebilmek için tekrar Goldsmith’in sözüne dönmek gerekir. Goldsmith’e göre, Batı medeniyetinin temeli, geçerliliğini yitirmiş ekonomik ideoloji değil miydi?  O halde yeni medeniyetin müjdecisi, bilimsel gerçeklere dayanan yeni bir ekonomi modeli olmalıdır. Bu da, ‘Milli Ekonomi Modeli’ adıyla ortaya konulan modeldir. Gerçekten krizden çıkmak, krizi fırsata dönüştürmek isteniliyorsa, tek çare ‘Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır. Gerisi,  bataklıkta debelenmektir.

EKONOMİK TERÖR ÖRGÜTLERİünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF… gibi uluslararası kuruluşları, ‘Ekonomik Terör Örgütleri’ olarak nitelendirenlerin sayıları her geçen gün artıyor. Diyeceksiniz ki, “bu kuruluşlarda çalışan binlerce eleman var.  Politikalarını savunan ve uygulayan hükümetler var. Peki, onları nasıl adlandıracağız?”. Söz konusu kuruluşlarda çalışmış bazı kişiler, itirafta bulunuyor ve yaptıkları işin, ‘Ekonomik Teröristlik’ veya ‘Ekonomik Tetikçilik’ olduğunu söylüyorlar. Ekonomik teröristlik kavramı, ülkemizde de tartışma konusu oldu. TİM Başkanı Oğuz Satıcı, “yapacağımız çalışmalarla ekonomik terör ortamını önlemek istiyoruz” dedi. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz bu eleştiriye, “ekonomik terörist değiliz” diyerek cevap verdi. Bu tartışma şunu gösteriyor: Demek ki, kimilerine göre, ekonomik terör örgütlerinin politikalarını uygulayanlar,  ekonomik terörist tanımına dahildir. Aslında, adam öldüren, suikast ve katliam yapan, şiddete başvurun teröristlerle, ekonomik teröristlerin yaptıkları arasında temelde ve amaçta bir farklılık yoktur. Dünyada, her gün 24 bin insanın açlıktan ölmesine sebep olan ekonomik teröristlerin, silâhla insan  öldüren teröristlerden  farkı var mı? Tek fark şudur: Birisi silâhla, diğeri aç bırakarak öldürüyor. Ama sonuç aynı. Her ikisi de öldürüyor.
Ekonomik terör örgütleri ve ekonomik teröristler,  yaptıklarını açıklık içerisinde gizliyorlar. Daha doğrusu, yardım yapma rolü oynuyorlar. Görünüşte, sahiden yardım da yapıyorlar. Ama karşılığında bazı politikalar dayatıyorlar. Meselâ, borçlanmaya ve dışa açılmaya dayalı ekonomi politikaları gibi. Bu politikaları benimseyen ülkelerin,  borçları ve bağımlılıkları artıyor. Birkaç örnek sunalım: Gana, 2002 yılında IMF ile anlaştı. IMF, bilinen politikalarını dayattı. Tarım ve sanayide devlet desteğini kaldır. Kamu harcamalarını kıs. Yatırım yapma. Gümrük duvarlarını yık, ithalatı kolaylaştır. Devlet kuruluşlarındaki memur ve işçi sayısını azalt. Özelleştirmeye devam et. Gana, denilenleri yaptı. Avrupa Birliği’nden gelen ithal mallar Gana’yı istilâ etti. Ganalı çiftçiler, ekemez, dikemez, biçemez duruma düştüler. Sözün özü, aç kaldılar. IMF, Zambia’ya da aynı oyunu oynadı. Zambia’ya yerel giyim sanayiyi korumaya yönelik gümrük vergilerini kaldırttı. Zambia, ucuz, kalitesiz tekstil ürünleriyle doldu taştı. Haliyle yerli firmalar üretimi terk etti. Peru’da da aynısı oldu. IMF, Peru’ya hububat üzerindeki gümrük vergilerini aşağı çektirdi. Tabii olarak, Peru çiftçisi, yılda 40 milyar dolarlık destek alan ABD çiftçisiyle rekabet edemedi. Peru borçlandırıldı, borcunu ödemek için bakır ve fosfat madenlerinin işletmesini yabancılara devretmek zorunda kaldı.
IMF ile anlaşan ve IMF programlarını uygulayan ülkelerin durumu hep böyle olur.  Bu inkâr edilemez gerçek ortada iken, birileri çıkıyor, “IMF ile anlaşmanın ülkemize güven ve güç getireceğini” söyleyebiliyor. Gerçeğin, bu kadar ters yüz edilmesi insanı şaşırtıyor. Halbuki güvenli ve güçlü hiçbir ülke IMF ile anlaşmaz, IMF programlarına asla iltifat etmez. Doug Henwood, bunu şöyle anlatıyor: “Birleşik Devletler, sıradan bir ülke olsa, yapısal ayarlamanın en birincil adayı olurdu. Kendi servetimizin çok ötesinde bir yaşam sürüyoruz, muazzam ve gittikçe daha da büyüyen dış borçlarımız var, devasa bir bütçe açığına sahibiz ve hükümetler bu konuda bir şeyler yapmaya en ufak bir ilgi göstermiyor. Birleşik Devletler eğer sıradan bir ülke olsaydı, IMF kapımızda belirir ve ekonomik durgunluk yaratmamızı, dış hesapları dengelememizi, daha az tüketmemizi, daha fazla yatırım ve tasarruf yapmamızı isterdi bizden. Ama Birleşik Devletler bildiğimiz Birleşik Devletler olduğundan böyle bir şey elbette ki gerçekleşmeyecek. O reçete bizim için değilse, başkaları için nasıl oluyor da o kadar şifa verici kabul ediliyor” (Bkz. Steve Hiatt, Küresel Kriz ve Büyük Resim, s. 36-37). Bir yabancının, bu itirafları karşısında duralım ve düşünelim. “IMF bağımlısı olmak, ayrılmayı göze alamamak, neyi ortaya koyuyor? Acaba, bu kişiler, farkında olmadan ekonomik teröristlik mi yapıyorlar? İşte, tartışılması gereken en temel sorunlarımızdan birisi de budur.  Bu ve bunun gibi birçok temel sorunun, temel çözümü ‘Milli Ekonomi Modeli’nde. Ama görecek göz gerek.

H.Yıldırım-TUNALIM….  ( http://tunalim17btp.socialgo.com/home.html )

EN YÜCE HAKLAR ANNELERE

Bağımsız Türkiye Partisi(BTP)Milli Ekonomi Modeli’nde en yüce hakların kadınlara verildiğine dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Hayatım boyu anneme hizmet ettim. Ona olan sevgim, bütün Türk analarına olmuştur” diye konuştu.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Mersin’in Erdemli ilçesinde partisince düzenlenen programa katıldı. Mersin’in sivil toplum örgütü temsilcileri BTP Genel Başkanına Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan kendilerine yönelik projeleri nedeniyle plaket verdi. Prof. Dr. Haydar Baş’a ilk plaket Erdemli Engelliler Derneği Başkanı Hamdi Buruk tarafından sunuldu. BTP Genel Başkanı da yürüme engellilere tekerlekli sandalye hediye etti. Prof. Dr. Baş burada, “Huzurunuzda kardeşlerime teşekkür ediyorum. Biz hizmet mevkiine geldiğimizde onları hiçbir şeye muhtaç etmeyeceğime ben de söz veriyorum” şeklinde konuştu.

Her eve en az 4000 YTL girecek

Kendisine sunulan plaketlerin ardından Mersinlilere hitap eden BTP Genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Milli ekonomi modelinde yer alan plan ve projeleri anlattı. Milli Ekonomi Modeli’nde kadına büyük önem verdiklerini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş bizim iktidarımızda ev hanımları 500 YTLatandaşlık maaşının yanı sıra işçi statüsü verilerek maaşa bağlanıp emekli edilecek, doğum yapan her kadın 15 bin YTL doğum parası alacak diye konuştu. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Her ay 500 YTL babanın cebine, her ay 1000 YTl annenin cebine, varsa kızı–oğlu 250’şer YTL çocuk maaşı vereceğiz. Çalışan kişiler en az 2000 YTL asgari ücret alacak. Bir aileye en azından 4000 YTL maaş girecek.”

Çözümü milletle birlikte başaracağız

“Hayatım boyu anneme hizmet ettim. Ona olan sevgim, bütün Türk analarına, bütün insanlık analarına olmuştur. Onun için de tezimde dikkat ederseniz en yüce hakları kadınlara verdim” diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “bizim iktidarımızda ev hanımları 500 YTL Vatandaşlık Maaşının yanı sıra işçi statüsü verilerek maaşa bağlanıp emekli edilecek. Doğum yapan her kadın 15000 YTL doğum parası alacak diye konuştu. Prof. Baş şunları söyledi: “Ben ülkemin meselelerini çok iyi biliyorum. Ve ben bu problemleri çözmesini de biliyorum ve ben bunları çözerken de herhangibir ecnebi kaynağına müracaat ederek çözeceğime kesinlikle inanan bir insan değilim. Çözümü bu milletin içinden milletle beraber ortaya koyan bir anlayışa ve fikre sahibim. Onun için bizim görüşümüz milletin görüşüdür, bizim anlayışımız milletin anlayışıdır. Bu yerli, tamamen millete ait bir görüştür bir yaşayıştır.”

Kadınlara gerçek değeri Milli Ekonomi Modeli veriyor

Prof. Baş’ın konuşmasının ardından Erdemli Kadın ve Emek Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Nesrin Sorver BTP’nin parti programı haline getirdiği Milil Ekonomi Modeli’nde yer alan kadına yönelik projeler nedeniyle BTP genel Başkanı Prof. Dr. Baş’a plaket sundu. Plaketi sunduktan sonra bir teşekkür konuşması yapan Nesrin solver şunları söyledi: “Erdemli Kadın Emek Derneği olarak ben de Milli Ekonomi Modeli’nde kadına verilen değeri okudum. Gerçekten çok duygulandım. Sayın Prof. dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli kitabının mutlaka okunup, orada kadına verilen değeri tüm kadınlarımızın görmesi ve taktir etmesini diliyorum.”


TUNALIM
http://www.btp.org.tr/index.php?sayfa=icsayfa&sirano=1598

SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ BTP DE...

 
 


BTP, tüm partilerden farklı, küresel oyunlara son...
   SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ BİZDE  
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Eskişehir’de vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada “Tüm sorunların çözümü bizde. Çok değil 2 senede bu ülkeyi düzeltirim” şeklinde konuştu.

Yurt turu kapsamında Eskişehir’e giden Bağımsız Türkiye Partisi(BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şehrin ilçe ve köylerini ziyaret etti, tarım kesimiyle bir araya geldi.
Bozan beldesini ziyaret edip, burada parti binasının açılışını yapan BTP Genel Başkanı, kasaba meydanında kendisine büyük ilgi gösteren vatandaşlara hitap ederek, “Siz tabii bir bardak su istiyorsunuz, ben sizin önünüze okyanusu koyuyorum. Onun için bir anda şaşırdınız” dedi.

Partisinin tarım başta olmak üzere tüm dünyaya deklere ettik dediği ekonomik görüşlerini vatandaşlara anlatan BTP Genel Başkanı, “Tüm sorunların çözümü bizde” dedi, bunu hayata geçirecek kaynaklara vurgu yaptı. Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: “3 katrilyon dolarlık Türkiye’nin yer altı kaynağı var. Değil Türkiye’yi bütün dünyayı on yıl, yüz yıl, bin yıl oturduğu yerde bakar. Amma bizim siyasilerimiz gibi gaflette olan insanların ülkesinde herkes aç, susuz gezer.”

Alpu’yu ziyaret

Gelişinde olduğu gibi yine belde halkının yoğun ilgisi altında Bozan’dan ayrılan Prof. Baş, Eskişehir’e dönüşünde Alpu ilçesinden geçerken Belediye başkanı Mustafa Gökçe’yi makamında ziyaret etti.

İlçe hakkında BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş’a kısa bir brifing veren Başkan Gökçe, çoğunluğu tarımla geçinen halkın içinde bulunduğu darboğazı birinci ağızdan dile getirerek,
“Halkımız ciddi altında sıkıntılı durumda. Halkımızın kapısında icralar var. Hal böyle olunca da, bizlere çok iş düşüyor. Makamıma gelen insanlar dertlerini anlatınca, gözlerim doluyor” dedi.

2 senede ülkeyi düzeltirim

Başkan Mustafa Gökçe’den ilçe ve vatandaşların sıkıntıları hakkında bilgi alan BTP Genel Başkanı, “Bizim ortaya attığımız tezde yer alan projeler Rusya başta olmak üzere bir çok ülke tarafından uygulamaya geçirildi” dedi ve “Sorunların çözümü için diğer partileri bir kenara bırakıp bir ve beraber olalım” dedi. Haydar Baş, şunları söyledi: “Şimdi tüm dünya bizden istifade ederken, revamıdır ki benim insanım benden uzaklaşsın. Takım tutar zihniyetiyle particilik yapalım, bu görüşler halkın hizmetinden mahrum olsun. Bunu biz iktidara taşımamız lazım. Çok değil 2 senede bu ülkeyi düzeltirim.”
Bu sırada halimiz perişan diye söze giren bir çiftçi ile BTP lideri arasında ilginç bir diyalog yaşandı.

‘Beni dinlemediniz’

Alpulu çiftçi şunları söyledi: “Mazota her gün zam. Bir üretici ürettiğinin karşılığını hiçbir zaman alamıyor. Bulamadığı halde hazırdan yiyor. Şimdi hazır da bitti. Ne yapacağımızı şaşırdık.”

Prof. Baş, kendisine dert yanan çiftçiye partisinin tarım projelerini anlatarak, şöyle cevap verdi: “Dediğin çok doğru. Ama ben dedim size, beni dinlemediniz. Ben size dedim ki, sizin yakıtınızın belli kesimini devlet sübvanse edecek, bedava verecek. İki, seni sigortalı yapacak. Bir tek kuruş senden ücret almayacak. Üç, yetiştiğin ürünü para almadan sigorta edecek, 6 ay evvelinden mamülünün yüzde 50’sini avans olarak sana ödeyecek. Fiyatını ben değil, devlet değil, ilgili kooperatifle sen tayin edeceksin. Beni sevmediniz, istemediniz, gittiniz oraya, şimdi cezanızı çekiyorsunuz.”

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Alpu’dan Belediye Başkanı Mustafa Gökçe ve vatandaşlar tarafından uğurlandı.

      TUNALIM....

(IV)MİLLİ EKONOMİ KONGRESİ BURSA'DA YAPILDI..

Prof. Dr. Haydar Baş’tan ’’Sosyal Devlet’’ projesi

 


15 ülkeden 100’ü aşkın bilim adamı Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet Milli Devlet” tezinin Türkiye ve dünya için tek çıkış yolu olduğunu Bursa’dan tüm dünyaya haykırdı.

Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli Birliği’nin Türk milletinin geçmişte üç kıtaya hükmettiği Osmanlı İmparatorluğun merkezi olan Bursa’da tertip ettiği 4. Uluslararası Sosyal Devlet Milli Devlet Kongresi sona erdi. Bursa’daki tarihi kongreye 15 ülkeden 100’ü aşkın bilim adamı iştirak etti. Kongreye ilim adamı düzeyinde katılan ülkeler şunlar; İsviçre, Almanya, Rusya, Estonya,  Fransa, Hollanda, Kazakistan, Macaristan, İspanya, Finlandiya, İngiltere, Bosna hersek, Özbekistan, Azerbaycan ve Türkiye. İki günde toplam altı oturum şeklinde gerçekleştirilen kongreye tebliğ sunan akademisyenlerin yanında çok sayıda misafir bilim adamı da katıldı.


Prof. Dr. Baş dakikalarca alkışlandı
İki gün boyunca devam eden “Sosyal Devlet Milli Devlet” kongresi Prof. Dr. Haydar Baş’ın muhteşem bir kapanış konuşmasıyla tamamlandı. Prof. Dr. Haydar Baş kapanış konuşmasını yapmak için kürsüye, kongreye katılan 100’ün üstünde yerli ve yabancı bilim adamlarının ayakta alkışları arasında geldi. Akademisyenlerin Prof. Dr. Haydar Baş’ı alkışlamaları dakikalarca devam etti. “Sosyal Devlet Milli Devlet” tezinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’ın konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Prof. Baş’ın kapanış konuşması yaptığı sırada yerli ve yabancı bazı akademisyenlerin ayağa kalkarak alkışlamaları dikkatlerden kaçmadı.

Kapanış konuşması tezin sahibinden
Bursa’da iki gün süren “Sosyal Devlet Milli Devlet” kongresi Prof. Dr. Haydar Baş’ın muhteşem bir kapanış konuşmasıyla tamamlandı

Pazar günü kongrenin oturumlarının tamamlanmasından sonra başlayan Prof. Dr. Baş’ın konuşması kongrenin tüm yorgunluğuna rağmen bilim adamları tarafından ilgiyle sonuna kadar takip edildi. Prof. Dr. Haydar Baş aynı zamanda kongrenin konu edindiği “Sosyal Devlet Milli Devlet” teziyle ilgili çok geniş ve çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Kapanış konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş’ın değindiği bazı konular şunlar;

İnsanlık aradığını tezimizde bulmuştur!
Sosyalizm ve kapitalizmden umduğunu bulamayanlar, esaretten bıkan halklar çare olarak Milli Ekonomi Modeli’ne sarılmıştır. Bağımsızlık için gerekli bu özellik dikkate alındığında, iktisat literatürüne girmiş olan milli ekonomi modelinin, uluslararası iktisat tezi olarak kabul görmesi tabiidir. Milli ekonomi modelinin bugün dünyanın bütün iktisat sitelerinde yer almış olmasının sebebi, insanlığın aradıklarını bu tezde bulmasıdır.

Sosyal devlet hakları garanti eder!
Vatandaşların sosyal devletten beklentileri devletin vatandaşının geçimini temin etmesi ve vatandaşlarına iş imkânlarını sağlaması, sağlık ve barınmasını garanti altına almasıdır. Bugün AB ülkeleri de dâhil bu imkânları vatandaşlarına hazırlayamamıştır. AB’nin işsizliğe bulduğu tek çare yarım gün çalışma yöntemidir. Sosyal devlet ise, Milli Ekonomi Modeli ile tam istihdamı garanti altına almaktadır. 

Sosyal devlet ‘alan el değil veren el’dir!
Milletinden vergi olarak toplanandan daha fazlasını millete veren devlete “sosyal Devlet” denir. Sosyal devlet alan el değil, veren eldir. Sosyal devlette, vatandaşa verilecek sosyal yardımların başında “Vatandaşlık Maaşı” gelir. Sosyal devlet demek, işsizlik konusunu halleden devlet demektir. Bu devlet kalıcı ve sürekli bir büyümeyi sağlar. Böyle bir piyasada herkes imkânlardan istifade edebilir.

Gerçek sosyal devlet vergi almaz!
Gerçek sosyal devlet hayata geçtiğinde tüketiciden vergi almayan bir devlet anlayışı ortaya çıkar. Her gelir grubundan aynı oranda vergi almanın yanlış olduğunu ifade ediyoruz. 100 milyarın altında geliri olandan vergi alınmaz. Bu tüketici grubuna devletin bir desteğidir.

Kongrede ne dediler?
Model bütün insanlık için kurtuluştur Prof. Dr. Juhani Tamminen – Finlandiya
Finlandiya’da Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nin birçok enstrümanları koruyucu tedbir olarak uygulamaya alındı. Örneğin, bazı dev Fransız şirketleri uranyum madenlerini topyekûn almaya kalkıştı. Ama hükümet yerinde müdahalelerle bu ve bunun gibi olaylara meydan vermedi. Kongremizin temelini oluşturan sevgili meslektaşımın eseri, Finlandiya gibi milli varlığını korumanın güçlükleriyle boğuşan ülkeler için son derece kıymetli bir rehber teşkil etmektedir. Diyebilirim ki, yeni sömürgecilik arayışlarına karşı koymak isteyenlerin elinde artık pratik ve kapsamlı bir rehber ve bir doğru yanlış çizelgesi vardır. Bu rehber, sadece Türk milleti için değil, hiçbir din ve ırk farkı gözetmeksizin bütün insanlık için bir kurtuluş projesidir, barış, adalet ve kalkınma modelidir. Bu modelin sahibi Prof. Dr. Baş’ı yürekten tebrik ediyorum.

Prof. Dr. Baş yüz akı bir bilgedir! Prof. Dr. Jyri Kadak – Estonya Tallinn Üniversitesi

Yirminci yüzyıl sonlarında, devlet ve vatandaş arasındaki bağın hiçbir mantıki gerekçeye dayanmadan yıpratılması, hatta koparılmaya çalışılarak dengelerin zorlanması çok ciddi problemlerden biridir.  Eserde benim en önemli bulduğum yön bu problemi telafi eden bir mekanizmayı somutlaştırması ve formülleştirmesi. Prof. Dr. Baş, devleti güçlendirirken, Sosyal Devlet enstrümanlarıyla milleti de kuvvetlendiriyor; “kaba devlet”i değil, bilakis “baba devlet” yapısını oluşturuyor. Model, öyle bir yapı geliştiriyor ki, hiçbir din, ırk ve sınıf farkı gözetmeksizin herkesi destekliyor, herkes kabiliyetine göre bu destekten azami istifade ile ya katma değer üretiyor veya üretilene müşteri olarak ekonominin sürekli büyümesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, bugün insanlığın tıkandığı noktada, beklenen yaklaşımdır. Bu bağlamda sayın Prof. Dr. Baş, insanlık ve bilim adına bir yüz akı bilgedir.

Bu tez küreselleşmeye panzehirdir Prof. Dr. Patrick Boulogne – Fransa Paris Üniversitesi

Beni bu kongreye davet ettiklerinden ötürü Türk dostlarıma çok teşekkür ederim. Dostane olduğu kadar saygın olan böylesi bir ortamda düşüncelerimi ifade edebilmek benim için bir onurdur. Tehlikeli gerilimlerin gittikçe yoğunluk kazandığı günümüz dünyasında, yaşananları anlamak, tahlil etmek ve çözüm getirmek tüm dünyadaki aydınların acil sorumluluğudur. İşte bu çerçevede Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet, Milli Devlet” tezi uluslar için bir can simididir ve insanlık tarihi açısından önemli bir aşamadır. Küreselleşme döneminde ‘milli devlet’e vurgu yapılması hayati derecede önemlidir.

Prof. Baş kalkınmanın adresini göstermiştir Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu – İstanbul Üniversitesi
Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet–Sosyal Devlet modeli ile bütün ulusların kendi kendine nasıl yetebileceklerinin nasıl kalkınabileceklerinin anahtarı olan Mili Ekonomi Modelini uygulayarak dünyanın beklediği barışa, sosyal adalete ve demokrasiye ulaşabileceklerinin adresini göstermektedir. Ve Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet ve Milli Ekonomi tezleri ile fakirliği ve yoksulluğu ortadan kaldıracak projelerle insanlığın önüne yeni ufuklar açmaktadır.

Sosyal Devlet tezine hayran kaldım Prof. Dr. Metin TULGAR
“Sosyal Devlet/Milli Devlet” kitabının her cümlesini dikkatle ve hayranlıkla okuyorum. Bu tezin, Müslüman Türk dünyasının tezi olmasından onur duyuyorum.  İnsan hakları, demokrasi ve özgürlük gibi kutsal kavramların bilinçli şekilde çarpıtıldığı günümüzün karmaşık ortamında umutsuzluk değil umut mesajlarıyla insanlığa mutlu gelecek müjdesi veren bu eserin her cümlesi dikkatle ve özümsenerek okunmalı kanaatindeyim. Güçlü devlet, güçlü ordu ve sağlam aile yapısı kurumlarını temel ilke edinen “Sosyal Devlet/Milli Devlet”  tezi ulusal potansiyelimizi idrak ederek yeniden kimliğimizi kazanmamızı öngörmektedir. Milli Ekonomi Modeli kendi kendine yeten bir kalkınmayı ve sürekli büyümeyi sağlayarak devletlerin siyaseten bağımsız olacaklarını ifade etmektedir. Bu önemli eseri, kurtuluş reçetesi arar haldeki insanlığa sunan Sayın Prof. Dr. Haydar BAŞ Hocamızı yürekten kutluyorum.

TUNALIM....

MİLLİ EKONOMİ NEDİR?..

 
 VİDEO
 
Milli ekonomi modeli nedir?
1- Tamamen kendi insanımızın emeği, çalışması ve üretimiyle ülkemizin kalkınmasını ve ekonomik bağımsızlığını hedefleyen ekonomik modeldir.
2- Bu yönüyle milli kalkınma modeli, ülkeleri sömürmeyi hedef alan küresel güçlere karşı verilen mücadelenin de adıdır.

 

3- Bu model bir alternatif değil, ekonomik savaşın yaşandığı günümüz dünyasında yegâne kalkınma modelidir.

Milli Kalkınma Modeli’nin esasları

1- Maksat, ülkemizin kalkınması ve ekonomik bağımsızlığıdır. Ekonomik bağımsızlıktan kasıt, Türkiye’nin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış ödemelerini borçlanmadan temin etmesidir.

2- Uluslararası sermayenin gelişmekte olan ülkelere karşı yürüttüğü ekonomik savaştan dolayı ülkemizde reel sektör, ileri teknoloji kullanan, büyük yatırım ve organizasyonları gerçekleştiren projeleri hayata geçirecek güçten uzaklaşmıştır.

3- Bu sebeple devlet, yeni ürünler geliştiren, yeni pazarlar bulan, yeni teknik ve yöntemlerin uygulandığı ve büyük sermaye yatırımlarının gerektiği alanlara girip, mamul ve yarı mamul üreterek reel sektöre öncülük yapacak; uzun vadede üretimimiz ve istikrarın sağlanması için stratejik malların üretimi garanti altına alınacaktır.

4- Reel sektör faaliyet dışı gelirlerle değil, üretimle para kazanmaya yönlendirilecektir.

5- Üreticinin sıfır maliyetle sermaye elde edebilmesi için, emisyonun genişletilmesi ve faiz giderlerinin kaldırılmasıyla elde edilecek kaynak, proje mukabili müteşebbise verilecektir.

6- Sigorta, vergi ve enerji gelirleri aşağıya çekilerek, maliyetlerin düşürülmesi temin edilecek; bu sayede halkımıza dış piyasa koşullarında rekabet edebilecek mal sağlanmış olacaktır.

7- Yerli üretim, ithal mallar karşısında korunacaktır.

8- Dışarıya satılan hammadde ve yarı mamullerin değer katılarak mamul haline geldikten sonra ihraç edilmesi sağlanacaktır.

9- Yapılacak yatırımlar, ekonomik açıdan öncelikli sektörlere dağıtılarak verimlilik yakalanacak ve yatırım hacmi ile daha yüksek bir büyüme hızı elde edilecektir.

10- Yabancı sermayenin, bir ülkeye enerji kaynaklarını veya doğal kaynakları kullanmak veya gümrük duvarlarını aşarak iç pazara mal ve hizmet satmak için geldiği bilinmektedir. Gelişmekte olan ülkeleri sömürme mantığı dışında yatırım yaptığı ülkeyle ’ekonomik kader birliği’ yapacak ve kazandığı paranın tamamını bu ülke içinde tekrar yatırıma dönüştürecek anlayışta olan yabancı sermayeye her türlü teşvik ve kolaylık sağlanacaktır.

11- Döviz kurlarını belirsizleştirmesi ve döviz riskine sebep olması dolayısıyla ve sermaye hareketleri üzerinde daraltıcı etkileri ve üreticimizin en riskli maliyet unsuru olması sebebiyle ’dalgalı kur politikasına son verilecek’tir. Türk parasının değeri, Merkez Bankası eliyle korunacak, dolarizasyonu önleyecek tedbirler alınacaktır.

12- Bankacılık kesimi, devlet denetimi altında olacak, faiz hadlerinin belirlenmesinde, banka kredilerinin sektörler ve firmalar arasındaki yatırımlarının dağılım ve yapısı kontrol altında tutulacaktır.

13- Uluslararası tahkim uygulamasına son verilecektir.

14- Gümrük Birliği, millî çıkarlarımız doğrultusunda tekrar gözden geçirilecektir.

15- Spekülatif para ve sermaye hareketlerine karşı tedbirler alınacaktır.

16- İşçi ve memurdan vergi alınmayacak; geliri 100 milyarın altında olan üretici ve pazarlamacıdan da vergi alınmayacaktır.

17- Tarım ve hayvancılık, ormancılık ve madencilik desteklenecek; bu işletmelerin devreye girmesi için faizsiz kredi verilecektir.

Tunalım…